Yasa dışı küresel ekonomi sistemindeki sahte bilimsel yönlendirmelerden kaynaklanan yanlışları fark etmeliyiz. Böylece tüm hastalıkları ortadan kaldırabilecek adımları atabilir, hataları ve hilekârlıkları düzeltebiliriz.
Her hastalığın aslında davranışlardan dolayı kaynaklanan bir sonuç olduğunu Mantıksal Maneviyat öğretilerinde bahsettik. Diğer canlılarla paylaştığımız ortak yaşam yolculuğumuzda, sağlığımızı (şansımızı) kaybetmemize vesile olan eylemlerimizi iyileştirmemiz gerekir. Bu yüzden her bir hastalıktan edinen ders ile toplumdaki yanlış uygulamaları düzeltmemiz hepimizin sağlığı açısından zorunludur.
Sağlığını beklenmedik şekilde kaybeden anneannemin bir fotoğrafı.
Modern tıp uygulamalarında hastalık olarak görülen çoğu vaka, şirketlerin vücudumuza ve çevremize verdiği zararların sonucudur. Merkezî yapay zekâya bağlı olan vücudumuzdaki biyolojik cihazın sağlığımızı bozabilecek birçok özelliği bulunuyor. Bu husustan çoğu bilim insanının henüz haberi yok; kendilerine verilen eğitimin merkezinde bulunan ve hastalıkların ana kaynağı olan biyolojik cihazın farkında değiller.
Yapılan bilimsel araştırmalarda örnek olarak veri (bilgi) toplanan hastaların vücutlarındaki sorunlar yapay olarak ortaya çıkıyor veya değişime uğruyor. Bundan dolayı araştırmalar sonucu elde edilen bulgular geneli kapsayacak tanımlamalar olmuyor. Hastalıklar tam olarak iyileşmiyor veya yeni hastalıklar beliriyor. Üretilen herhangi bir ilacın iyileştirme etkisi aslında bulunmuyor. Geçici bir çözüm olarak kullanılan ilaçlar ise tüketim döngüsündeki bir ticaret yöntemi olarak göze çarpıyor.
Herhangi bir ilacın yan etkisinin bulunması, doğanın dilindeki bir alt metin olarak ilacın aslında kullanılmaması gerektiğini öğütler.
Vücudumuzdaki biyolojik cihazın oluşturduğu hasarlar hastalık olarak yorumlanıyor. Böyle bir durumda uygulanan tedavinin veya kullanılan ilacın işe yarıyor gibi gözükmesi, aslında cihazın vücudumuza zarar vermeyi durdurmasından kaynaklanıyor. Örneğin, cihazın vücudumuzda farklı zamanlarda ağrı oluşturmasından dolayı tekrarlayan bir harcama döngüsünde ağrı ilacı tüketmemiz bekleniyor. Bazı hasarlar ise cihazın vücudumuzu kontrol ederken uyguladığı yöntemlere karşı verdiğimiz alerjik (iç ve dış) tepkilerden ortaya çıkıyor.
Hasta olmak, kaza geçirmek veya ölmek doğanın birer gerçeği olabilir fakat normal veya oldukça olağan bir durum değildir. Bu tarz durumların herhangi bir toplumda istisna oranlarda gerçekleşmesi veya hiç gerçekleşmemesi gerekir. Güncel tıp yöntemlerinde istatistiksel bilgilere göre yapılan açıklamalar veya buluşlar ise vücudumuzdaki cihazın yapay zekâya bağlı olan pazarlama sonuçlarını yansıtır. Tüketim döngüsündeki alışkanlıklara göre cihazın herhangi bir çevreye sunduğu istatistik veya bilgi değişime uğrayabilir.
Herhangi bir sağlık sorununa yönelik halk arasında sunulan tedavi yöntemleri kişiden kişiye değişiklik gösteriyor. Buna rağmen, herkes kendi denediği tedaviyi başkalarına öneriyor. Böylece bahsi geçirilen alternatif tıp gibi tedavi yöntemleri için harcamalar yapılıyor. Halbuki aldığımız bir ürünün veya besinin bize iyi geliyor olması yine vücudumuzdaki biyolojik cihazın oluşturduğu bir yanılgıdır. Bu yüzden herkeste işe yaramayan tedavi yöntemlerini kulaktan kulağa yaymış oluyoruz.
Yaşam döngülerimizde sadece kendimize veya kendi çevremize yatırım yapmamız, doğadaki adaletin sağlanabilmesi için genel sağlığımızı kaybetmemize vesile olur. Böylece sorumluluk almadığımız vakalardan dolayı kaynaklanan sonuçlarla yüzleşmek zorunda kalırız. Herhangi bir ülkedeki yönetim sorunlarına yönelik çözümler için sorumluluk alınmaması, tüm toplumun refahını kaybetmesine vesile olur. Bu durum herhangi bir aile içindeki yaşantıya benzer şekilde yansır.
Şirketlerin gelir amaçlı uyguladıkları hilekârlıklar ve adaletsizlikler, vatandaşların tekrar eden biçimlerde sağlıklarını kaybetmelerine vesile oluyorlar. Toplumdaki umarsız tüketim alışkanlıkları ve yönetimdeki adaletsizliklerin bir sonucu olarak, bilinçsiz bir hayvan misali vücudumuzdaki biyolojik cihazlarla yaşıyoruz. Bu durumun değişmesi ve tüm toplumun sağlığını geri kazanabilmesi için her vatandaşın sorumluluk alması gerekiyor.
Şirket sahiplerinin ülkenin refah içinde yönetilmesini umursamadıklarını görmemiz ve özel şirket yapısına hiçbir ülkede artık müsaade etmememiz gerekiyor. Siyasi kararların toplum sağlığını koruyacak kapsamlı biçimlerde alınmalarını sağlamalıyız; Tanrı'nın tüm canlılara bahşettiği doğadaki eşitlik ve özgürlük ilkelerine sadık kalmalıyız.