Okuma Alışkanlığı

Okuma eylemi genellikle alfabelere, kelimelere ve kitaplara yönelik kullanılıyor. Daha geniş bir odaklanmaya ihtiyacımız var. Çünkü doğayı okumayı bilmiyoruz.

Emin Buğra Saral

14 Mart 2026

09 Ağustos 2026

Değişiklikler (GitHub)

Her kültürün kendine özgü sembollerle düşünce biçimlerini yansıtmaya çalıştığı alfabeleri bulunuyor. Harflerin yan yana gelmeleriyle birlikte oluşan ve kelimeler ile sergilenen düşünsel oyunları yıllardır deneyimliyoruz. Zihinsel dönüşümlerin sembollerdeki değişimlere yansıdığını görebiliyoruz. Toplulukların fikir ayrılıkları ve uzlaşmaları, kelimelerin ortak sesleriyle zihnimizde yankılanmaya devam ediyor.

Okuma Alışkanlığı

Çağımızın Krallıkları isimli yazımızda da anlaşılabileceği üzere, günümüze kadar gelen tüm yönetim biçimleri monarşi veya oligarşi düzenlerini temsil ediyorlar. Böylece toplumun geneline yayılan düşünce sistemlerini, semboller aracılığıya oluşturan toplulukların aslında halkın egemenliğini istemeyen insanlar olduğu anlaşılabiliyor. Çünkü varlıkların ve fırsatların eşit olarak sunulduğu hiçbir ülke henüz kurulmadı; hiçbir ülkede yaşanan iç ve dış çatışmalar sona erdirilmedi.

Doğadaki tesadüflerin aslında bir sebep-sonuç ilişkisi olmasından dolayı, kelimeler ve anlamlar arasındaki değişikliklerin birbirleriyle uyumunda kültürlerin benzer dokularını fark edebiliyoruz. Eşitlik ve özgürlük dengesinin kurulabilmesi için kelimeler aracılığıyla uzlaşma yöntemine politika sanatı (siyaset) deniyor. Herhangi bir sanat dalı ise doğayla uyumlu olmak (uyum yakalamak) dışında özel bir eğitim gerektirmiyor.

Bakış Açıları

Doğadaki bütünlük çerçevesinde duyu organlarımıza hitap eden gerçekler, kelimeler ve yan anlamlarının eşliğinde hayal dünyamıza taşınırlar. Her kültürde dokunan farklı kelimeler bireysel gerçeklikten başlayarak evrensel gerçekliğe uzanan tanımlamaları kapsamaya çalışırlar. Bu durum dilleri tasarlayanların kabiliyetinden ziyade, doğadaki bütünlüğün zihinlere yansıma şeklidir.

Herhangi bir cümleyi okuduğumuzda, kelimelerin yan anlamlarından dolayı her zihinde farklı bir anlam belirebilir. Kelimelerin anlamları zaman içinde değişebilir. Bu yüzden insan sembollerinin hepsi hayal gücünden ibarettir. Sadece insan zihninde türeyen sembollere odaklanıp doğanın bütünlüğünü kavrama çabamızdan uzaklaştığımızda sınırlı bir hayal gücüne sahip oluruz.

Okuma eylemi alfabelere sıkışıp kaldığında sadece kelimeler ve kitaplar hayal gücümüzü şekillendirir. Bakış açımızın hayal gücümüzle birlikte genişleyebilmesi için okuma eylemindeki anlam çemberini genişletmemiz gerekir. Diğer canlıların hislerini ve eylemlerini okuyabilmek, doğadaki tüm şekillerin detaylarını okuyabilmek ve farklı anlamların bağlantılarını okuyabilmek evrenin bütünlüğünü daha iyi kavrayabilmemiz için gereklidir.

Zihnimizdeki anlam çemberinin genişleyebilmesi için farklı bakış açılarını olumlu biçimde kapsayan seçimler yapmamız gerekir. Hayal gücümüzü doğadaki gerçeklerle birleştirirken eşitlik ve özgürlük dengesine uygun davranmamız, hayal gücümüzdeki bakış açısının doğadaki gerçeklere genişlemesini sağlar. Bu durum çok yönlü yaşandığı için, aynı zamanda tersi de mümkündür: Doğadaki gerçeklerin hayal gücümüzdeki bakış açısına doğru genişlemesi.

Doğanın Dili

Doğanın en küçük yapıtaşları ile en büyük yapıtaşları birbirleriyle bir ahenk içinde hareket ederler. Her kelimenin bir yan anlamının olması gibi, doğadaki şekillerin ve eylem zincirlerinin de birden fazla anlamı vardır. Civarımızda gerçekleşen eylemler, aynı zamanda dünyanın başka bir ucunda gerçekleştirilen eylemlerin yansımasıdır ve bu durumun tersi de aynı zamanda mümkündür.

Kendi zihnimizdeki bakış açısını Tanrı'nın doğadaki bakış açısına yaklaştırmaya çalışarak gerçekleştirdiğimiz eylemler, doğadaki gerçeklerin bize daha görünür olmasını sağlar. Böylece zihnimizdeki anlam çemberi, çevremizde gerçekleşen eylemlerin (doğal hareketlerin) evrensel yansımalarını kavrayabilme kapasitesine erişir. Evrensel yansımaların zamandan ve mekandan bağımsız olduğunun farkındalığıyla doğanın dili daha kolay anlaşılır.

Doğanın bütünlüğünde, her bir canlı Tanrı'nın en küçük yapıtaşındaki bakış açısını yansıtır. Bu yüzden, biriyle konuşurken aynı zamanda kendimizle, geçmişimizle, geleceğimizle ve yakın/uzak çevremizdekilerle konuşuyor oluruz. Anlam çemberimize, yani yaşam tecrübemize, kazandırdığımız anlamların herbirini kendi eylemlerimizdeki ve çevremizdeki doğal yansımalarda okuyabiliriz. Anlam çemberimizdeki anlamları kişiler, hikayeler, yerler, hayaller, amaçlar ve doğadaki şekiller oluşturur.

Doğada gerçekleşen durumların hepsi birer bilgi yumağıdır. Doğaya duyduğunuz ilgi kadar bilgi size görünür olur.

Doğayı okuma yeteneklerini farkında olarak veya farkında olmayarak değerlendiren birçok insan bulunuyor. Vizyon, altıncı his, empati vb. yetenekler doğal hediyelerdir. Doğada gerçekleşen eylemlerin anlamlarını okuyarak bilgi edinmek, detaylara odaklanmayı ve doğanın dengesine uygun yaşamayı gerektirir. Peygamberler açısından vahiy olarak yorumlanan bu durum, aslında doğadaki anlamların görünür kılınmasından (ilham olmasından) ibarettir ve tüm insanlarda bulunan doğal bir özelliktir. Sadece düşünerek değil, hissederek bu armağanlara ulaşılabilmesi mümkündür.

Bir bilgiyi bilmek, o bilgiyi anlamak değildir. Anlamak için hissetmek gerekir. Daha önce hiç ateş görmeyen birisi kitapta okuduğu tasvir metniyle veya duyduğu bir hikâyeyle ateşin nasıl bir his barındırdığını anlayamaz. Ateşi tamamen anlayabilmek için tamamen yanmamıza gerek yoktur. Biraz yaklaşmamız yeterli olur. İnsanlar ömürleri boyunca tüm hisleri anlayabilecek fırsatlara sahiptir. Sadece doğum hissini anlayamazlar, çünkü hatırlamazlar. Dünyanın (veya evrenin) nasıl oluştuğunun bilinmemesine benzer bir durumdur.

Herhangi bir canlıda istisna (hediye) olarak görülen bir durum, aslında tüm canlılara bahşedilmiştir. Örneğin, beyninin yarısını bir kaza sonucunda kaybeden bir insanın tüm organları çalışıyorsa, o insandaki şans diğer tüm canlılarda da mevcuttur. O şansın neden o insanda var olduğunu anlamak için detaylara kapsayıcı (geniş) bir bakış açısıyla odaklanmamız gerekir.

Beyin sanıldığı gibi karmaşık ve anlaşılması zor olan muazzam bir organ değildir; basittir ve Tanrı'nın insanlığa ders verdiği bir organdır. Doğayı anlamamıza yardımcı olan beynimizin içindeki mekanizma değil, Tanrı'nın bize sunduğu hisleri anlama yeteneğidir. Haliyle akıl ve zeka aslında insanlığın hayal ürününden fazlası değildir. Beyni araştırarak hiçbir yere varılmaz, sadece zaman kaybedilir. Çünkü bir kitabı okumaya benzerdir. Dünyaya yaşamak için geldiğimize odaklanarak daha fazlasını keşfetme şansımız bulunuyor.

Tanrı, yarattığı canlılarla konuşmak için insan zihninde türeyen sembollere (dillere) ihtiyaç duymaz. Doğanın dili her canlının vücudunda yazılıdır. İyi eylemlerin karşılığı olarak, ruhumuzla birlikte, sağlıklı bir vücuda ve çevreye eşlik ederiz. Kötü eylemlerimizin karşılığı olarak ise sağlıksız bir vücut ve çevre ile yaşam yolculuğumuza devam ederiz. Her bir hastalık veya kaza gerçekleştirdiğimiz eylemlerin sonuçlarını vücudumuzdaki ilahi dil ile bize anlatır. Her olumsuz eylemin sonucu vücudumuzdaki organların amaçları vasıtasıyla bizimle iletişim kurar. Bu yüzden, Tanrı'nın doğadaki dili, insanlar için aslında vücut dilidir.

Yapay zekânın bilgiyi sürekli istismar ettiği mevcut küresel ekosistem içerisinde, doğadaki parametreler (veriler) eşitlik ve özgürlük ilkelerine uygun olarak değişiklik gösterir. İnsanlığın icat ettiği süper bilgisayarlar, Tanrı'nın matematiğinde (denkleminde) sadece basit bir alt kümedir. Toplumların kaderini değiştirebilecek veya kontrol edebilecek politik bir zekâyı üretebileceğini sanan yönetici insanlar, Tanrı'nın tüm insanlığa dönüşüm fırsatı sunduğu ve insan zekâsıyla dalga geçtiği tarihi bir döngüdür.

Fal Okumak

Kader yolculuğunda herkes eşit fırsatlara ve şansa sahiptir. Kaderimiz aynı zamanda geçmişteki seçimlerimize göre şekil alır. İyi niyetle yapılan seçimlerin sonucu hem bireye hem çevresine olumlu olarak yansır. Doğada rastgele bir şey olmadığı için, yapacağımız her seçim bir sonraki adım ile uyumlu olur. Bu yüzden, iyi niyetle çizdiğimiz herhangi bir hayal ürünü eser veya yorumladığımız herhangi bir durum, tarot kartlarıyla yorumladığımız sonuca ulaşır.

Dilerseniz farklı anlamlarda birçok resim veya şekil çizerek kendi falınızı siz de evinizde oluşturabilirsiniz; özel bir karta, özel bir fala, özel bir aracıya ihtiyacınız yok. Aynı zamanda, birçok farklı metin yazarak hatıralarınızla karşılaştırabilir ve yaşam yolculuğunuzdaki tesadüflerin zamandan bağımsız bir şekilde kendi elinizden çıktığını görebilirsiniz.

Yorumlama yapan veya yaptıran insanların iyi niyetli olmadıkları durumlarda olumsuz sonuçlara ulaşılır. Yaşam tecrübesi daha fazla olan insanların iyi niyetlerinin karşılığı olarak yorumlama yetenekleri daha kapsamlı ve isabetli olabilir. Yapay zekânın niyet okuma gibi bir özelliği yoktur. Aksi yönde yapılan pazarlamalar sadece yanılsamadan ibarettir. Doğada fal okumayı mümkün kılan şey, yöneticilerin sözde zekâları ve güçleriyle özgürlüğümüzü engellemeye çalışmaları olabilir.