Doğada Nasıl Oynamalıyız

Hayat henüz bir oyun değil. Doğayı daha derin bir bakış açısıyla ele alalım ve hayatı bir oyuna çevirebilmek için neler yapabileceğimize bakalım.

Emin Buğra Saral

15 Kasım 2025

14 Ağustos 2026

Değişiklikler (GitHub)

Dünya, Güneş'inin etrafında daireler çizerek döner. Doğa, varlığını dengeleyerek dönüşür ve gelişir. Bizler de canlılar olarak benzer döngüleri tekrar ederek varlığımızı sürdürürüz. Her tekrar eden döngüde, hayat çemberlerimiz zamansız bir biçimde birbirine değip geçer. Sınırlı gözüken zamanımızı kendi bakış açılarımızla anlamlandırırız.

Doğada Nasıl Oynamalıyız
Yeğenlerimin oyun masası.

Hala savaşlar, geri dönüşü olmayan acılar, kanlı eylemler ve birçok hastalık var... Bunlara rağmen, her canlılığın eşitliği ve özgürlüğünde, sağlıklı geleceğimize giden bir yol var. Bu yolu yürümek kolay görünmese bile, Dünya'daki uzun ortak tarihimizle kıyaslandığında, aslında hayal edebileceğimizden çok daha kolay.

Kişisel bakış açılarımızda ölüm diye yorumladığımız gerçek, doğada dönüşüm olarak varlığını sürdürür. Bakış açıları, ana [şimdiye] yaklaşma biçimlerimizde ileriye ya da geriye salınır: Düşüncelerimiz olumlu ile olumsuz anlayış arasında gidip gelir. Her anlayış, geçmiş deneyimlerin üzerine kurulu varsayımlara dayanabilir. Fakat olumlu bir zihin, daha iyi kararlar ve eylemler alabilmek için kendi düşüncesini sorgulamayı göze alır.

Her düşünce, doğayla kurduğu görünmez bağlar aracılığıyla farklı şekillerde etkilenir; duygularımızı önceden tanımlanmış sembollerle dışarıya yansıtmaya çalışır. Düşüncenin kapasitesi, tanımlanmış anlamlarla ve duyguların farklı biçimlerinde kazanılmış deneyimlerle sınırlıdır. Oysa doğa, ortak yaşam deneyimimizde, dolayısıyla farkındalığımızda, henüz tanımlanmamış sembolleri de barındırır.

Zihnimizdeki anlam kümesini olumlu bakış açılarıyla genişletmemiz, evrenin genişliğine [varlığına] açılan bir kapıya benzer. Birbirimizle iletişim kurmak için icat ettiğimiz sembollerin anlamları her zaman doğadaki eşitlik ve özgürlük dengesiyle uyumlu olmalıdır. Aksi durumlarda, kurulan her bir cümle anlam olarak çelişki barındırır ve uygulanan bir sahtekârlığı (uyumsuzluğu) açığa çıkarır. Doğayla denge içinde olan anlamlar her zaman haklı çıkar.

Doğa bütün bir varlık olarak davranır ve genellikle sonsuzluğa ulaşmak veya sonsuzluğu yaşamak olarak kendini andırır. Yaşam tüm canlılara birer armağandır. Her insan doğduğunda, doğanın tam potansiyeline ulaşmaya layık hediyeleri benliğinde barındırır. Birçok kültürel ve sistematik engel, her bireyin sonsuzluğa uzanan şansını —hatta doğmadan önce— bozabilir.

Doğanın adil olma dengesiyle her ceza (olumsuzluk) her canlı için ödüle (olumluluğa) dönüşebilir. Her yetenek aslında doğal bir hediyedir. İçerisinde bulunduğumuz yasa dışı küresel ekonomi sistemi ise hediyelerin doğal bir şekilde evrilmesine ve adil dağılmasına engel olur.

Düşüncelerimiz bakış açılarımızın önyargısına hapsolduğunda, doğanın eşitlik ve özgürlük denklemine odaklanmalıyız. Böylece karşılaştığımız her zorlukta anlam çemberini biraz daha genişletebiliriz. Her yinelemede empatiyi, şefkati ve olumlu kalmayı başarabilirsek, doğa hem varlığımızı hem de çevremizi ödüllendirmeye devam eder.

Ödüllerimiz, atalarımızın seçimlerine veya diğer varlıklarla olan sosyal etkileşimlerimize bağlı olarak doğal armağanlar şeklinde varlığımızı (benliğimizi) sürekli yeniler. Her kişinin doğanın adalet dengesinde önemi olan bir hediyesi mutlaka vardır. Ödüllerimizin bazıları yetenek olarak çevremize yansırken, doğa içindeki [süregelen] pozitif katkılarımıza bağlı olarak daha uzun bir ömür edinebiliriz.

Birinin gülümsemesini veya iyi hissetmesini sağlamamız bile çevremize yaydığımız basit ve pozitif bir katkıdır.

Doğanın adalet terazisinde iyi kalmak ve olumlu ilerlemek kolay değildir. Sorumlu bile olmadığımız önceki yaşam döngülerinden gelen engeller önümüze çıkabilir. Ortak tarihimiz, tüm hayat yolculuklarında farklı duyguları ve gerçekleri barındırır: Öfke, bağımlılık, inançlar, merak, korku, nefret, kıskançlık, ırkçılık, intikam, cinsiyetçilik, gelenekler ve daha niceleri…

Bütünlük çerçevesinde hepimiz uyum içinde yaşadığımız için, her adımın sorumluluğu hayat yolculuğumuzdaki herkesi kapsar. Her döngüde ya doğanın özüne doğru genişleriz ya da sorumluluğumuz başkalarına aktarılır. Bazı zorluklar doğada olumlu anlamları beraberinde getirir, bazıları ise sürekli doğru seçimler yapmayı ve yoğun çaba göstermeyi gerektirir.

Zorluklar

Tebrikler! Zor olan ilk adımı doğduğunda attın. :) Eğer şans yolculuğun ataların tarafından geçmişte biraz olsun kolaylaştırıldıysa, zaten görece zengin bir ortama doğmuş olabilirsin. Para çoğumuz için geçici ve çoğu zaman yanıltıcı bir güç olsa bile, doğa sana zengin bir yaşam deneyimi sunmak ve şansını bütünüyle geri kazandırmak için hep var olmaya devam eder.

Hayat yolculuğumuzda bir zorlukla karşılaştığımızda, niyetlerimiz ve tepkilerimiz doğadaki şansımızı sürekli belirler. Sürekli bencil, yıkıcı ve zararlı hataları tekrar edersek şansımız yok olur. Öte yandan şu nitelikler şansımıza sürekli olumlu katkılar sağlar: Empati, dürüstlük, nezaket, pozitiflik, yardım, destek, şefkat, paylaşım, yapıcı cesaret, yaşama hakkına saygı…

Doğanın gözünde eşitlik ve özgürlük için hakkımızı aramak asla sorgulanamaz: Hastalıkların, kazaların ve afetlerin hâlâ var oluş sebeplerinden biri de bizi birbirimizden korumaktır.

Bazı kültürel çevreler diğerlerinden daha fazla zorluk barındırır. Her zorlukta, açığa çıkabilecek eylem ve/veya tepkilerimizde doğanın denklemine en iyi şekilde uymaya çalışmalıyız. Zamandan bağımsız yaşam döngülerimizde amaçlarımıza göre zorluklar farklı biçimlerde karşımıza çıkabilir. Sabır çoğu zaman kaçınılmaz olabilir. Doğa ile kurduğumuz iletişimin şekline göre şansımız sürekli şekil alır.

Ödüller

Doğadaki seviyeler sayılarla (hiyerarşiyle) tanımlanamaz. Doğanın denklemine uydukça daha fazla şans [aşama] kazanırız. Bu yüzden doğanın varlığına ve adalet terazisine güvenerek hareket etmeli, eylemlerimize devam etmeliyiz.

Doğanın gözünde (özünde) iyi bir örnek olarak daha yüksek bir aşamaya ulaştığımızda, şans çemberimiz genişlemeye devam eder ve önümüzde daha fazla yol belirir. İyi niyetle gelişigüzel eylemleri seçmek, doğadaki kapsamlı şansa ulaşmanın en güçlü [huzurlu] yollarından biridir. “Suç/Sorumluluk Savma Oyunu” ise iyi bir tercih değildir; bugün karşımıza çıkan engellerin hepsi, geçmişte hepimizin ataları tarafından oluşturulmuştur.

Zorluklarımızı olumlu bir şekilde aştığımızda, fazla çaba veya para harcamadan sağlıklı bir yaşama daha kolay erişebiliriz. Etrafımızda iyi niyetle bulunan insanlar da kendi seçim ve eylemlerine göre ödüllerimizden paylarını alabilirler. Katkılarımız doğrultusunda ulaştığımız aşamaya göre doğa, varlığımızı korur ve kendi sağlıklı özüne ulaşmamızı destekler.

Doğanın aşamalarında farkındalık kazanarak yükseldikçe yeteneklerimiz de farklı şekillerde güçlenebilir. Her yetenek zaten doğanın bir armağanıdır. Kişisel ilgi alanlarımız ve geçmiş deneyimlerimiz doğrultusunda yeni armağanlara da erişebiliriz. Yıllar boyunca eğitim almadan, doğanın birçok hediyesine kolaylıkla ulaşmamız mümkün olabilir.

Doğanın adalet terazisi her varlığın içinde zaten mevcuttur. Doğada olağan ve mistik olan heyecan verici birkaç örnek:

  • Belirli bir aşamada öldürülmek kolay olmaz. Örneğin bir zehir ölümcül zarar vermez; acı çekilebilir ama yok olunmaz. Geçmişte bazı mitler, bu tarz figürleri yanlış anlamalar sonucu “Tanrı” ya da “Peygamber” olarak adlandırmayı tercih ettiler. Oysa onlar yalnızca iyiliği yaymaya devam etmeleri için öldürülmemişti. Aslında her insan aynı fırsatlara sahiptir ve ilahi takviyelere layıktır; çünkü doğa, her varlığı terazisinin denklemine göre korur.

  • Belirli bir aşamada herhangi bir zarar, hedefini ıskalayarak doğrudan sorumlusuna yansır. Bir ayna gibi olunur; etin içine sıkıtırılmış su misali bir yansıma... Bu aşamada duyguları dengelemek zordur; çünkü olumlu tarafta kalmak için iyi niyetin daimi olması gerekir. Karşılaşılan zararlı eylemlerin olumlu cevaplarla yumuşatılmaya devam edilmesiyle, [olumsuzluklar sayesinde] daha sağlam bir ilahi korumaya kavuşulur. Her koşulda “sadece bir kul” olunduğu unutulmamalı; iyi kalmaya devam edilmeli.

  • Belirli bir aşamada, minimum egzersiz ve çaba bile arzu edilen beden formuna ulaşmayı sağlayabilir. Karşılaşılan adil olmayan olumsuzluklar vücut sağlığına ve yeteneklere olumlu bir şekilde yansır. Fakat bu durum şu anki yasa dışı küresel ekonomi sistemi içerisinde doğal olmayan yollarla engelleniyor.

  • Belirli bir aşamada, çevredeki duygular daha derinden hissedilebilir. Şans çemberi genişledikçe tüm dünyayla kolayca empati kurulabilir. Zaman kavramı içerisinde, yaşam yolculuğu hisler üzerinden daha kapsamlı hale gelebilir.

Doğanın öz varlığına tam olarak kavuşmak bizi birer “kukla” [hizmetkâr] gibi hissettirebilir. Bu durumda, kuklalar dünyasında yalnızca birer “usta kukla” olduğumuzu sevgiyle fark etmeliyiz. Sadece doğanın rehberliğini tam bir bilinçle hissedecek kadar şanslı olmuşuzdur.

Doğa, bizim düşünebileceğimizden daha yaratıcıdır; sıkıldığımızda bile bize eğlenceli sürprizler sunar. Tanrı asla korkulacak bir olgu değildir. Korktuğumuz bir varlık veya olgu varsa, bunun sebebi geçmişte yapılan ortak seçimlerimizdir. Tüm korkuları aşabilmek ise yapıcı cesaret gerektirir.

Cezalar

Zorluklarımızı olumlu biçimde karşıladığımızda, bize sıkıntı verenler zamanı geldiğinde doğanın içinde cezalandırılır; sağlıkları ve servetleri aşamamıza [amacımıza] bağlı olarak farklı şekillerde azalır. Yine de her zaman doğanın olağan cezasını beklememeliyiz. Tüm enerjimizi mevcut hukuk düzenine harcamak yerine, kendi huzurumuzu gözeterek ve doğaya güvenerek kalıcı çözümlere ulaşabileceğimiz yolları seçmeliyiz.

Doğa tüm canlıların ortam yaşam alanıdır ve herkesin tüm fırsatlara doğal olarak ulaşma hakkı vardır. Doğa fırsatlarımızı engelleyenlere karşı adaletini açığa çıkardığında doğru olan eylemi seçmemiz gerekir. Rakibimizden daha iyi bir insan olmak, doğada daha fazla ödüle açılan kolay bir kapıdır. İçinde yaşamaya zorlandığımız mevcut sistemde, etkili pozisyonlara yine yanlış kişiler getiriliyor. Çünkü insanlar doğanın adaletinin henüz farkında değiller.

Doğada itibar, unvan, diploma, para ya da silah sandığımız anlamda bir güç değildir. Aksine, sağlıksız eylemlere itebilecek [kandırabilecek] vesile araçları olabilirler.


Doğayla kurduğumuz iletişime göre yeteneklerimiz şekil alır. Eğer kendimizi doğaya dürüstçe ve iyi niyetle açan bir davranış modeli sergilersek, doğanın gizemleri de bize bir o kadar görünür olur ve şansımızı çevremizle birlikte şekillendiririz. Bu sürece "kaderle dans etmek" diyebiliriz.

Her doğal hediyen (veya yetenek) diğer canlılarla olan sosyal etkileşimler yoluyla şekil alır. Doğa ile uyum içinde yaşayarak hediyelerimizin (yeteneklerimizin) iyileşmesini ve sürekliliğini sağlayabiliriz. Diğer canlıların refahını umursamadığımızda, Doğadaki Adalet gerekli olan takviyeleri o canlılara da sunar.

Kendimizde oluşan veya bize aktarılan yetenekler, ebeveynlerimizin gerçekleştirebilecekleri fakat fırsat eşitsizliklerinden dolayı gerçekleştiremedikleri yeteneklerdir. Fırsatların herkese eşit olarak sunulduğu bir yönetim sisteminde, her canlı tüm doğal yeteneklere kavuşabilir. Atalarımızın yarattığı fırsat eşitsizliklerini onarmak, tüm toplumun doğal yeteneklere kolayca ulaşmasını sağlar.

Doğada sebepsiz yere diye bir kavram yoktur. Dolayısıyla, tüm armağanlarımızı doğrudan ve dolaylı olarak çevremizdeki canlılara borçluyuz. Yeteneklerimiz hayatımız boyunca seçimlerimize göre şekillenmeye devam eder. Doğanın adalet ölçeğinde olumlu tarafta kalmayı başaramazsak, yeteneklerimizi ve/veya sağlığımızı kaybedebiliriz.

Ortak yaşantılarımızda yalnızca bencil kalmayı seçmemiz, doğanın çevreyi gözetmesi gerektiği anlarda varlığımızı görmezden gelmesine vesile olabilir. Kendi çevremizi doğanın bütünlüğüne ulaştırmaya yönelik olumlu çabalarımızı devam ettirirsek, doğanın bütün potansiyelini (ilahi takviyelerini) değerlendirme şansını yakalayabiliriz. Bazı insanlar bu durumu üçüncü göze sahip olmak olarak adlandırabilir, bazıları Tanrı'nın ilahi koruması olarak görebilir; farklı ama özünde benzer yollardır.

Sonsuzluğa uzanan şansımıza ve [belki] ölümsüzlüğe ulaşabilmek için, Dünya'daki tüm canlı varlıkların eşitliğine ve özgürlüğüne sürekli katkıda bulunmamız gerekir. Doğada nasıl oynanması gerektiğini artık biliyoruz: İyi olalım ki daha iyiye ulaşabilelim.

Tarih boyunca, iş dünyasında, bilim alanlarında veya eğlence sektörlerindeki birçok bilinen figür kendilerine daha fazla şansı sunan doğal hediyelerini değerlendirdiler. Herhangi biri doğayla muazzam bir uyum yakaladığında ilham bulması kolaylaşır, etraflarındaki insanların duygularına ve ilgilerine içgüdüsel olarak hitap edebilir. İcatların hepsi, o çevrede (veya dünyada) ihtiyaç duyulduğu için Tanrı'nın bize bahşettiği ilhamlardan kaynaklanır.

Doğuştan gelen yetenekler bir tür hipnoz veya şeytan tüyünden ibaret değildir; sosyal yaşantılardaki fırsat eşitsizliklerinden dolayı doğanın bireyleri kendi cennetlerine doğru yönlendirme biçimidir. Doğadaki Bütünlük ilkesi herkesin evrensel eşitlik ve özgürlük ile uyumlu olmasını bekler.

Çoğu zaman, ünlü kişiler kendi “cennet” versiyonlarına odaklanmayı seçerler; siyasetin merkezindeki daha önemli meselelerle meşgul olmaktan ziyade kişisel başarılarını önceliklendirirler. Siyaset tüm toplum olarak paylaşılması gereken bir sorumluluktur.

Tanrı hepimizi sever; bir tarafın cezalandırılması, O'nun diğer taraftakilere olan sevgisindendir. İyi niyetle kovalanan her amaca doğanın nimetleri eşlik eder! ❤️

Şansın Yolculuğu

Şansın Yolculuğu

Mantıksal Maneviyat öğretilerinin Bütünlük ilkesinde her canlının birbirlerine görünür ve görünmez bağlarla bağlı olduğunu açıklamıştık. Doğadaki ahenk içerisinde her seçtiğimiz eylem hem önceki hem sonraki seçimlerimizle uyumludur. Eylemlerimiz arasındaki bağın içindeki dengeyi ise Doğadaki Adalet ilkesi sağlar. Daha önceki seçimlerimizdeki niyetimizin sonuçları bir sonraki eylemimize yansır. Bu yaşam yolculuğumuzda karşılaştığımız olumsuz durumları şanssızlık, olumlu durumları ise şanslı olmak olarak yorumlarız.

Şansımızın daimi olması için çevremizle (doğayla) uyum içinde olmamız ve ilişkilerimizdeki iyi niyeti korumamız gerekir. Olumsuz eylemlerimizden dolayı vücudumuzda oluşan hastalıklar gibi, her şanssız olduğumuz durum bize bir öğüt vermeyi amaçlar. Eylemlerimizin daha sağlıklı seçimlere yönelmesiyle birlikte, yaşam yolculuğumuzda bize gereken şansı tekrar elde ederiz.

Seçimlerimizden doğan şans unsurunu yorumlarken benmerkezcil bir yaklaşımdan ziyade, yaşantımızdaki ilişkilerin bütününü ele alarak yorumlamamız daha sağlıklı sonuçlara ulaşmamıza vesile olur. Sıkça oynanan oyunlardan biri olan UNO’yu yorumlayarak şansımızın aslında bize neleri gösterdiğini anlamaya çalışalım.

UNO! bir masa (kart) oyunudur. En az 2 kişi ile oynanır. Oyunun amacı eldeki kartları herkesten önce bitirmektir. Bu kart oyununda dört farklı renkte (sarı, mavi, yeşil, kırmızı) toplam 112 kart bulunmaktadır. Her renk kartta 0'dan 9'a kadar rakamlar bulunur. Ayrıca, bu kartların yanında herhangi bir sayıya sahip olmayan 5 kart türü mevcuttur. Bir oyuncunun elinde kart kalmadığında tur biter ve kazanan kişi olur. Oyun hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz: https://tr.wikipedia.org/wiki/Uno_(kart_oyunu)

Oyun oynarken her oyuncu farklı anlamlardan oluşan zihin kümesini (yaşantısını) seçimlerine yansıtır. Kimi odaklanarak seçim yapar, kimi düşünmeden bir seçim gerçekleştirir. UNO oynarken, renklere yaşantınızdan birer anlam yükleyerek seçimler yapmayı deneyebilirsiniz. Her seçiminizde niyetinizin olumlu olmasıyla birlikte şans oranınız yükselir. Olumsuz niyetlerle gerçekleştirilen her seçim oyundaki şansınızı azaltır.

Oyunun herhangi bir anında yanınızdaki oyuncunun yeşil rengiyle ilgili bir travmasını hatırladığını anladığınızda (hissettiğinizde) ve iki farklı renkten birini seçmeniz gerektiğinde, seçiminizdeki niyetinizi o kişinin travması olmayan yeşilden başka bir renkte kullanırsanız oyundaki şans yolculuğunuz daha olumlu ilerler. Oyundaki diğer oyuncuları “düşman” olarak değil, “yarışcı” olarak görmeniz, yine yolculuğunuzun daha olumlu sonuçlara ulaşmasına vesile olur.

Bir başka oyuncunun susadığını bildiğinizde, suyu hatırlamasın diye mavi rengi seçmeyip yeşil rengi seçmeniz bile bir iyi niyet örneğidir. Seçimlerinizdeki niyetleriniz kendi bilgi dağarcığınıza veya yaşam tecrübenize göre şekil alabilir; diğer kişinin anlam kümesiyle kendi anlamlarınız kesişmeyebilir. Önemli olan niyetinizin olumlu ve olumsuz olma durumudur. Oyundaki diğer oyuncuların seçimlerine odaklanarak, onlar hakkında bildiklerinizi seçimlerinizdeki niyetlerinize iyi olarak yansıtabilir ve çektiğiniz kartlarla oyunu kazanma şansınızı yükseltebilirsiniz.

UNO oynarken turu kazanan bir oyuncu, o turda en iyi niyetli olan kişidir. Oyun sonunda en yüksek puanı alan kişi, o oyundaki en iyi kişidir. Doğadaki hiçbir şey rastgele olmadığı için, şansınızın iyi olduğu durumlarda ne kadar iyi biri olduğunuzu hatırlamalısınız. Oynadığınız oyunlarda hangi kartı seçeceğinize karar veren ilahi gücün farkında olmanız yolculuğunuzu güzelleştiren bir etken olur. Oyunun bir veya birkaç turunu kaybettiğiniz durumlarda iyi niyetinizi korumaya devam edin.

Bir sonraki UNO veya başka bir oyunu oynayışınızda, şans yolculuğunuzu şekillendiren niyetlerinizi gözlemlemeyi deneyebilirsiniz. Unutmayın, “iyi olan kazansın” sözü tüm oyunlar için ve tüm oyun boyunca geçerli olan anlamlı bir sözdür. Herkese bol şans diliyorum! 💚