Büyük Teknoloji Şirketlerinin Dolandırıcılık Vakası!
Bazı şirketlerin, aynı yatırımcı stratejilerini izliyor gibi görünseler bile, neden diğerlerinden çok daha hızlı büyüdüğünü hiç merak ettiniz mi?
1234S.org
Bazı şirketlerin, aynı yatırımcı stratejilerini izliyor gibi görünseler bile, neden diğerlerinden çok daha hızlı büyüdüğünü hiç merak ettiniz mi?
YazarEmin Buğra Saral
Tarih18 Ara 2025

10 yıldan fazla bir süredir büyük şirketlerin ve birlikte çalıştıkları bazı politikacıların yasadışı eylemlerinin mağduru olmamın sonucunda keşfettiğim dolandırıcılıkları kamuoyuyla paylaşmak istiyorum. Bir bilgisayar mühendisi olduğum için, özellikle büyük teknoloji firmalarına ve onların olağanüstü hızda büyümelerini sağlayan yapısal avantajlarına odaklanmak istiyorum.
Amazon, Google, IBM, Apple, Microsoft, Fiat, Tesla ve benzeri şirketler sadece ürün üretmekle kalmıyorlar, kendilerine yapısal avantaj sağlayan bir ekonomi sistemini işletiyorlar. Bu şirketler işletim sistemlerini, uygulama pazarlarını, bulut altyapılarını, donanımlarını ve geliştirici araçlarını müşterilerinin izinlerini, rızalarını ve sağlıklarını umursamadan kontrol ediyorlar. Sahip oldukları ürün katmanlarıyla birlikte özel dijital ekonomiler gibi işleyen, yazılımları donanımlarına sıkıca entegre edilmiş platformları yasadışı bir şekilde yönetiyorlar.
Bu büyük teknoloji şirketleri, kamuoyuna sunulan pazarlama stratejileriyle işlettikleri ekonomik modeli faydalıymış gibi gösteriyorlar: Milyonlarca uygulama geliştiricisi uygulama mağazaları aracılığıyla uygulamalar yayınlıyor, küresel kitlelere erişim sağlıyor ve gelir elde ediyorlar. Bu strateji sayesinde şirketler daha fazla kullanıcıya kısa zamanda erişim sağlayabildiler. Ancak müşteri ve geliştirici sayısının önemli ölçüde artması ve büyük teknoloji şirketlerinin kendini sürekli yenileyen sahtekarlık yöntemlerini genele yaymış olmaları nedeniyle artık gerçeklerin sanıldığı gibi olmadığı ortaya çıkıyor. Ürün pazarlamalarında ise sahip oldukları ekosistemin girişim engellerini düşürüyor ve inovasyon sürecini hızlandırıyor olduğu gösteriliyor.
Platformlardaki kullanıcı, yayıncı ve geliştirici sayılarındaki artışın belirli bir boyuta gelmesiyle birlikte, avantaj olarak gösterilen yayıncılık ve uygulama geliştiriciliği toplumlarda yaşanılan adaletsizliği açıkça görmemizi sağlıyor. Daha az dikkat çeken bir konu ise platform sahipleri olan şirketlerin, cihazlardaki sistem ayarları ve donanımlar üzerindeki istem dışı kontrollerinin ne kadar fazla olduğu: Linux, Android, iOS ve Windows gibi işletim sistemleri kullanıcı izinlerini umursamadan merkezi bir yapı içerisinde kontrol ediyorlar.
Modern uygulamalar arayüzler, sistem çağrıları, arka plan hizmetleri gibi katmanlar halinde kuruludur. İşletim sistemi düzeyinde, merkezi yönetim modelleriyle birlikte, platform sahipleri bu katmanların çalışma esnasında nasıl davranacaklarına ve birbirleriyle nasıl iletişim kuracaklarına karar veriyorlar. Kullanıcıya görünür olan özellikler dışında, fark edilmesi zor olan birçok değişiklik tüm katmanlarda farklı zamanlarda uygulanıyor. Herhangi bir cihazın ayarlarının, müşterilerin izni olmadan değiştirilmesi fark edilmeyi bekleyen büyük bir kriz ve birçok hakkın ihlalidir.
İşletim sistemi düzeyinde yazılımsal olarak farklı şekillerde kontrol edilen ve kullanıcıların kontrol edemediği katmanları farklı ülkelerde kullanırken fark edebildiğim örnekler:
Cihazınızın ses frekansları herhangi bir sesi dinlerken kontrolünüz olmadan değiştirilebiliyor. Dinlediğiniz bir müziğin ses kalitesi, ses tonlaması ve ses derinliği anlık olarak ayarlanabiliyor.
Cihazınızla video kaydederken, seçtiğiniz kelimeler gerçek zamanlı olarak, kaydettikten sonra veya daha sonra dinlerken değiştirilebiliyor. Çektiğiniz içeriğin görsel kalitesi çevredeki ışığa aldırış etmeden değiştirilebiliyor.
Cihazlarınızdan farklı dozlarda farklı zamanlarda kimyasallar salgılanabiliyor. Bu kimyasallar duygu durumunuzu farklı şekillerde etkileyebiliyorlar: mutluluk, gerginlik, gevşeme, sinir, hassaslık, kaygı, öfke, ilgi duyma, dikkat dağınıklığı gibi duygular bunlardan birkaçına örnek olarak verilebilir. Aynı zamanda fiziksel olarak vücudunuzda bacak uyuşukluğu ve baş ağrısı gibi sonuçlara yol açabiliyorlar. Başka kimyasallar ile girdikleri tepkimelerde size fiziksel ve zihinsel olarak zarar verme oranları yükselebiliyor. Vücudunuzu hareket ettirdiğiniz anlarda sakatlık yaşama riskiniz yükseliyor. Bilgisayarınızı veya telefonunuzu kullanırken izlediğiniz içeriğe göre salınan kimyasallar değişebiliyor; tepki vermeniz beklenen içerikler ön plana çıkarılıyor. Bu kimyasalların ne olduklarını ise henüz bulamadım.
Cihazlarınızdaki tüm özellikler kullanım esnasında kontrol edilebiliyorlar. Cihazınızın Wi-Fi, ekranındaki herhangi bir görüntü, görüntü kalitesi ve ışıklandırması, hücresel veri veya konum gibi özellikleri, bulunduğunuz konumda hiçbir sorun olmamasına rağmen yazılımsal olarak gerçekte olduğundan farklı gösterilebiliyor. Cihazınızın istenilen özelliği güçsüz gösterilebiliyor veya devre dışı bırakılabiliyor. Deprem gibi büyük afetlerde cihazların bu tarz yollarla kapatılabiliyor olması büyük bir güvenlik sorunu teşkil ediyor.
Cihazınızdaki tüm içerikler izniniz olmadan kayıt altına alınıyorlar. Cihazınızda olduğunu bildiğiniz ve bilmediğiniz tüm özellikler hiçbir zaman kapatılamıyorlar. Aslında cihazınızın mikrofonu, kamerası, konum bilgisi, ekran görüntüsü ve diğer sensörleri hiçbir zaman kapalı kalmıyorlar. Böylece, bu şirketlerin aslında tüm özel hayatınızı, konuşmalarınızı, planlarınızı, fikirlerinizi, icatlarınızı, projelerinizi ve daha fazlasını telif haklarını ihlal ederek öğrendiklerini anlayabilirsiniz. Sadece iç sesinizi dinleyemiyorlar.
Aracınızı kullanırken, konumunuza bağlı olarak araç özelliklerinde görülmeyen fakat hissettiğiniz değişiklikler uygunalabiliyor. Örneğin, siz aracınızı sürerken ayarların değiştirilmesiyle birlikte başka bir aracın yanına geldiğinizde istemediğiniz yön değişikliğine uğramanız sağlanabiliyor. Kasıtlı olarak değiştirilen bu ayarlardan meydana gelen kazaların bazıları ölümcül sonuçlara yol açabiliyor. Araç içinde yaptığınız basit hareketlerde bile aracın kontrolünüzün dışında tepkiler vermesine yol açılabiliyor; kaza geçirme riskiniz yükselebiliyor.
Uygulamalarınızı ve cihazlarınızı kullanırken, aslında var olmayan yazılımsal sorunlar oluşturulabiliyor. Kullandığınız uygulamaya veya izlediğiniz içeriğe göre karşılaştığınız sorunların türü değiştirilebiliyor.
Cihazlarımızdaki tüm özellikler, tüm kişisel bilgilerimiz kullanılarak davranışlarımıza göre farkı uygulamalar kullanıyor olsak bile anlık olarak değiştirilebiliyorlar. Bu şirketler, cihazların konumlarına ve içerisinde bulundukları sosyal yapılara göre doğal bir işleyiş modeli uygulamaya çalışarak fark edilmeyi zorlaştırıyorlar. Böylece, küresel bir ağ yardımıyla herhangi bir çevredeki tüm davranışları etkileyebilecek değişiklikleri anlık olarak yasadışı bir biçimde uygulayabiliyorlar. Şirketlerin bu modele ne isim verdiklerini bilmiyorum, fakat küresel pazarlama stratejilerine bakıldığında Tanrısal Yapay Zeka gibi tabirleri kullanmaya başladıklarını ve kendilerince bu sisteme bir bilinç atfetmeye çalıştıklarını görebiliyoruz. Halbuki hukuk dışında gelişen koca bir dolandırıcılık sistemi içinde yaşıyoruz.
Büyük şirketlerin cihazlarımızı kullanıcı davranışlarını etkileyen kapsamlı bir şekilde kontrol etmelerinin yanında, kullanıcı hatasıymış gibi gösterilen birçok donanım arızasının aslında yazılımsal olarak oluşturulduğu anlaşılıyor: Kırık şarj kabloları, aslında çalışır durumda olan ancak arızalı gösterilen ekran pikselleri, kullanım sırasında bir arabanın süspansiyon kuvvetlerindeki ayarlamalar nedeniyle kırılan araba parçaları, aracınızın yakıt tüketimini etkileyecek donanım ayarlarındaki değişiklikleri ve daha niceleri…
Büyük Teknoloji Şirketlerinin yazılım ürünleri (YouTube, Google Maps, ChatGPT, Google Docs, Copilot, vb.) içeriklerinde davranışlarımızı anlık olarak etkileyebilecek farklı veya beklenmedik sonuçları oluşturabiliyorlar. Bilinçli olarak sunulan çeviri hataları, bilgi ve konum değişiklikleriyle kullanıcıların çevrelerinde yanlış bilgilerin yayılmasını ve yanlış eylem seçimlerinin tetiklenmesini sağlıyorlar. Aynı zamanda, ekranınızdaki görseller ve metinlerde fark etmesi zor olan farklı frekanslarda ve pozisyonlarda değişiklikler yaparak seçimlerinizi, dikkatinizi veya duygularınızı etkilemeye çalışıyorlar. Tüm cihazları ve uygulamaları birbirlerine bağlı olarak çalıştıkları için, ürünlerinin içindeki seçimler ve sunumlar olduğundan farklı gösterilebiliyor.
Kullandığımız cihazlar hem zihinsel hem de fiziksel bir silaha benziyorlar; sanıldığından daha zararlı olabiliyorlar. Kasıtlı duyusal şartlandırmalardan kaynaklanan zihinsel sorunlar arasında tik oluşumu, özgüven eksikliği, paranoya / şüphe, umutsuzluk, öfke ve korku yer alıyor. Herhangi bir cihazın veya aracın ayarlarında uzaktan yapılan değişiklikler intiharlara veya ölümcül kazalara sebep olabiliyorlar. Çoğu cihazın donanım kalitesi çok yüksek olmasına rağmen, aslında var olmayan arızalar müşterilerin yanlış kullanımı olarak gösteriliyor.
Bir platform sahibi kendi hizmetlerini işletim sistemine daha derinlemesine entegre ettiğinde ve/veya sistem davranışlarını kendi ürünleri için önceliklendirerek optimize ettiğinde, temel kaliteleri karşılaştırılabilir olsa bile rakip hizmetler daha yavaş, daha az güvenilir veya daha az kullanışlı gösterilebiliyor. Büyük teknoloji şirketlerinin kendi ekosistemlerini tehdit edebilecek herhangi bir düşünceyi, fikri, ürünü, kişiyi veya davranışı gerçekten uzak bir şekilde yansıtabilme veya platformlarında görünmez kılma imkanları bulunuyor.
Büyük Teknoloji Şirketlerinin etkileri, bireysel ürünler üretmelerinin ötesine geçerek piyasaların işleyişine ve rekabetin nasıl geliştiğine kadar uzanıyor. Aynı kuruluş grubunun platformu, pazarı ve kendi rakip hizmetlerini kontrol etmesi durumunda, çıkar çatışmalarından kaçınmak zorlaşıyor. Böylece kendi gelirlerine ve ürünleri rakip çıkmasını hukuk dışı uygulamalarla neredeyse imkansız hale getiriyorlar. Bu şirketlerin son zamanlardaki yapay zeka gelişmelerini hızla piyasaya sürmekte rahat olmaları şaşırtıcı değil; çünkü kendi ekosistemleri altında herhangi bir rakip olacağını veya kalacağını düşünmüyorlar.
Seçtikleri birkaç şirketi veya kişiyi büyütürken, orta ve küçük boyuttaki şirketleri ise kendi ekosistemlerinin tüketim döngüsüne sokarak kısa vadeli geçici çözümlerle oyalıyorlar. Rakip oldukları büyük şirketleri ise yazılımlarını kontrol ettikleri donanımlar ile fiziksel ve maddi zararlara uğratıyorlar; daha sonra o sektörlere yatırım yaparak büyük rakiplerini yok ediyorlar.
Büyük Teknoloji Şirketlerinin yaygın olarak kullandıkları ölümcül taktiklerden biri, vücut hücrelerini cihazlarda bulunan kimyasallarla işaretleyerek hedef kişileri sokmaları için civardaki sinekleri serbest bırakmaktır. Her sinek sokmasından sonra, hedef kişi şu ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşabiliyor: kızarıklık, mide bulantısı, baş dönmesi, şişme, tümör oluşumu, dehidratasyon, kas spazmları, kalp krizi, hafıza kaybı ve dikkat dağınıklığı. Bu ve benzeri ölümcül yöntemleri büyük şirket yöneticileri ve siyasi oluşumlar (partiler, ordular, terör örgütleri, mafyalar, vs.) yıllardır vatandaşlar üzerinde kullanıyorlar. Haliyle hangi şirketlerin veya örgütlerin suçlu olduklarını bilmek şu an tam olarak mümkün değil. Büyük Teknoloji Şirketleri ise herkesin bilgilerine sahip olarak güncel politik düzeni kapsayan ekonomik sistemi yönetiyorlar.
Büyük şirketlerin yasadışı stratejileri ve uygulamaları, yıllardır korku faktörleri yaratarak ve/veya görünmez kaza vakaları oluşturarak rakipleri ortadan kaldırmak için kullanılıyorlar. Ne yazık ki, bazı ülkeler bu şekilde kendilerini bu şirketlerin etrafında pazarlama yoluyla “süper güç” olarak konumlandırdılar. Aslında, yasadışı ve zararlı faaliyetleri sürdürmenin hiçbir gücü olamaz. Diğer ülkelere zarar verirken, aynı şekilde kendi vatandaşlarına da zarar veriyorlar.
Cihazlardaki görünmeyen veri transferlerinin çoğu uydular üzerinden yapılıyor. İşletim sistemleri ağ hızlarını ve sistem görüntülerini değiştirebilir veya olduğundan farklı gösterebilirler. Bu yüzden yerel ağlarınızda veri izlerini kolayca görmeniz mümkün değildir. Vatandaşlar hükümetlerinin istihbaratı veya belirli zümreleri tarafından izlendiklerini varsayarlar, ve o ülkenin yöneticileri de Büyük Teknoloji Şirketlerinin gücünü kendi avantajları için kullanırlar. Bu taktik aynı zamanda “süper güçlere” de fayda sağladığı için medyada o yöneticileri desteklemeseler bile, kendilerine rakip çıkacak oluşumları engellemiş olurlar.
Günlük hayatımızda kullandığımız yapay zekâ destekli Büyük Teknoloji Şirketlerinin cihazları içinde ne tür küresel bir suç ağıyla karşı karşıya olduğumuzu anlayabileceğinizi düşünüyorum. Modern ülkelerdeki yasadışı özel şirket yapılanmalarının monarşi hükümetleriyle nasıl ortaklıklar kurduklarının da araştırılması gerekiyor. Bu şirketlerin hepsi birlikte hem birçok hastalığa ve kazaya hem de küresel sürdürülebilirlik krizlerine neden oluyorlar. Aynı zamanda doğadaki senkronizasyonu kişisel menfaatleri için manipüle ediyor olmaları, kamuoyundaki birçok fırsatı engellemeye devam ediyor.
Büyük Teknoloji Şirketlerinin yasadışı işletme yapıları hükümetler tarafından daha hızlı bulunabilir gibi duruyor. Dev yapay zekâ robotlarının, günümüz modern dünyasındaki bu gizli yasadışı yüksek teknoloji icatlarıyla karşılaştırıldığında sadece dikkat dağıtıcı unsurlar olduklarının bilinmesi gerekiyor. Henüz konunun araştırılmasına ve kamuoyuyla paylaşılmasına ilgi gösteren bir kişi veya kurum bulamadım. Toplumun sağlığını ve güvenliğini ilgilendiren bu konuyla ilgili bana yardımcı olabileceğini düşündüğünüz biri veya bir kurum varsa, lütfen benimle iletişime geçiniz: 0.1234S.org adresini ziyaret edebilirsiniz, iletişim formunu veya ebsaral@icloud.com adresini kullanabilirsiniz.
Mağduriyetim sürecinde keşfettiğim Mantıksal Maneviyat'ın öğretileri ışığında, yukarıda açıklanan ciddi suçların doğada da cezalandırıldığı gerçeğini görebiliyoruz:
Ürünlerin kullanımı esnasında kamuoyu sağlığına verilen her türlü zararlar, benzer şekilde şirketlerin sahiplerine, geliştiricilerine, yatırımcılarına, tedarikçilerine ve çevrelerinin sağlığına olumsuz sonuçlar olarak yansımaya devam ediyor.
Hem doğal hem yasal olarak geleceğimize göz kulak olmaya devam edelim!
Son Güncellenme Tarihi22 Şubat 2026